Ekonomimize bakış
İsimden de anlaşılacağı gibi ben oldukça pesimist bir kişiyim. Olaylarda herhalde bardağı boş görmeye meyilliyim. Bu yüzden birçok kişiye göre oldukça negatif bakışım olabilir - pardon olabilir değil, var.
Önce ekonomimizin genel durumununda iki adet ana olay var:
Birincisi Türkiye’nin öncü sektörlerindeki üretkenlik dünya liderlerinin oldukça gerisinde seyrediyor. McKinsey & Company’nin yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye’nin önde gelen sektörlerinde üretkenlik seviyesi üretkenlik liderlerinin yaklaşık yarılarında dolaşıyor. Bunun anlamı şu; Türkiye aynı ürünü üretebilmek için üretkenlik lideri ülkelerin iki katı kaynak harcamak durumunda kalıyor. McKinsey şirketi aynı araştırmada üretkenlikteki bu derece büyük farkın ne kadar sürdürülebileceğini sorguluyor?
İkinci olay ise cari açığımızın endişe verici hız ile büyümesi. Kısıtlı bilgime göre bu eğilimin değişmesi oldukça zor gözükmekte:
1) Dış dünyaya satabilecek veya işleyebilecek doğal kaynağımız kısıtlı ve/veya kullanmasını bilmiyoruz. Bu durumda Türk sanayisi çarklarını çevirebilmek için gerek hammadde gerekse de ara girdiyi ithal etmek durumunda kalıyor. İstatistik kurumunun verilerine göre her alt başlıkta (tekstil ve turizm hariç) uzun vadeli bakışta net ithalatçı konumdayız. Doğal kaynakların birden keşfedilmeyeceği varsayımı ile bu durumun süreceğini varsayıyorum. Ayrıca şu an sürmekte olan düşük kur politikası ile ihracatçımızın yolunu açmadığımızda bir gerçek
2) Katma değerli üretimde - özellikle teknoloji yaratımında - oldukça gerideyiz. Teknolojik ürün ihracatımızın yüksekliği (Televizyon vb.) benim bu savımı maalesef çürütemiyor, zira ürünlerimizi teknolojik üstünlükten ziyade, ucuz maliyetlerimiz ile satabiliyoruz. Aynı zamanda şirketlerimizin bugünkü büyüklüğü ar-ge çalışmalarında dünya devleri ile yarışmasını zorlaştırıyor.
3) Bugün cari açık dengemizde sahiden artı değer yaratan iki sektörümüz var: tekstil ve turizm. Maalesef tekstil sektörü birçok ülkede gördüğümüz senaryoya göre ülkenin gelişmesi ile beraber daha ucuz maliyetli ülkelere kayıyor. Bugünün elektronik devlerinden Güney Kore’de artık tekstil sektörü rekabetçiliğini yitirmiş vaziyette. Bizimde tekstil’deki büyüklüğümüzü Afrika ülkeleri, Hindistan, Bangladeş gibi ülkelere kaybetmemiz imkansız durmuyor.
Yukarıda söylediğim önermeleri okurken belirli bir şirket bazında düşünmemek lazım. Yani sektör veya ekonominin tamamına bakmak lazım. Örneğin tekstilde birçok şirket marka yaratarak vs. dünya çapında oyuncu olabilirler. Ancak tekstilin tamamı için bunu düşünmek oldukça zor.
Peki milyon dolarlık cevap nedir? Ben tam cevabı bilmiyorum. Ancak tek bir cevabı ve hızlı bir çözümü olmadığı kesin. Uzun vadeli üretken bir yapıya geçmek (ki bu tamamen şirketlerin yapması gereken bir olgu), kur politikamız ile ihracatı desteklemek ve bence en önemlisi ise uzun vadeli vizyonumuzun ortaya konması gerek.
16 Eylül 2007 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder